Nedensellik İlkesi-I. Kısım

Basit bir soruyla başlayacağız. 3 Mayıs 2020 Pazar akşamı saat 23.17’de oturma odanızdaki en büyük koltukta uzanmış 1968 yapımı Star Trek serisini izlerken birden bire susadığınızı fark ettiniz ve aynı gün saat 23.18’de evin diğer köşesindeki mutfağınıza giderek su içtiniz. Soru şu: “Yukarıda bahsettiğimiz eylemi kaç farklı şekilde gerçekleştirebilirsiniz?”. Eğer bir karıncanın A noktasından B noktasına kaç farklı şekilde gidebileceği sorulmuş ve herhangi bir koşul da öne sürülmemiş olsaydı bu soruya vereceğim cevap şöyle olurdu: Zavallı karıncanın kullanabileceği sonsuz sayıda yol olmasına rağmen o yalnızca bu yollardan tek birini kullanacak. Ancak bu soru yerine tek bir farkla, zamanda belirli bir anı işaret ederek, sizin susuzluğunuzla ilgilenmeyi tercih ettim. İşte sorumuzun basit olmasının tek sebebi aradaki o küçük farktan ibaret. Bu durumda sorumuzun cevabı kocaman bir “1” olacaktır.

İlk olayın (susamak) yaşandığı o anda ve o konumda bulunan kişi bendim. Aynı şekilde son olayı (mutfakta su içmek) gerçekleştiren ve kaldığı yerden izlemek için televizyonun başına döndüğünde aklına bu saçma soru gelen kişi de yine bendim. İlk ve son olay arasında yerimden kalkma hareketinden tutun da bardağı kavrayışıma kadar sayısız olay yaşanmıştı. Garip olan ise tüm bu olaylar için sezgisel olarak sonsuz farklı gerçekleşme ihtimali olmasına rağmen tamamının tek bir şekilde meydana gelmiş olmasıydı. Anlayacağınız üzere bu yazı, kafama takılan bu girift soruyu irdeleme ve ona tatmin edici bir cevap bulma arzumun bir sonucu olarak doğdu.

Hayali karıncamızın hareket edeceği A noktasının gökyüzünde bir nokta olduğunu ve varmasını istediğimiz B noktasının da A noktasının yeryüzündeki dik izdüşümü olduğunu düşünelim. Bu şartlar altında zavallı karınca için benim verdiğim ilk cevap pek de doğru olmayacaktır. Birtakım fiziksel hesaplamalar yaparak (serbest düşme, rüzgar hızı, hava sürtünmesi vb.) karıncanın tüm hareketini ifade eden eden konum-zaman grafiğini kesin bir şekilde çizmemiz veya en azından yeterli veri sağlanması durumunda teorik olarak çizilebileceğini göstermemiz ve bu nedenle de aslında karınca için tek bir muhtemel yolun olduğunu söylememiz mümkündür. Bunun nedeni sonsuz sayıdaki ihtimalleri teke indiren bazı önermelerde bulanabiliyor olmamız. Örneğin, “dünyanın yerçekim kuvveti, karıncanın hareket yönünün yeryüzüne dik olmasına neden olacaktır.” önermesinde olduğu gibi. Karınca örneğinde karşımıza çıkan prensip, evrenimizdeki tüm hareketlere veya daha tanımsal konuşmak gerekirse tüm olaylara genişletilebilir.

Kurduğumuz son cümleyle birlikte, tartışmanın daha sağlıklı bir zeminde devam edebilmesi için “olay” ve “karınca örneğindeki prensip” gibi şu an muğlak olan bazı ifadelerin tanımlanması ihtiyacı ortaya çıkmakta. Fiziksel anlamda olay, uzay-zamanda bir noktaya karşılık gelir. Başka bir ifadeyle zamanda belirli bir anı ve uzayda belirli bir konumu ifade eden noktaya olay (event) diyoruz. Bu bağlamda, 3 Mayıs 2020 saat 23.17’de oturma odamın koltuğunda uzanmışken susamam veya belirli bir t anında A noktasında bulunan karıncaya etki eden yer çekimi kuvveti bir olay olarak değerlendirilebilir. Daha tanımsal bir yaklaşıma ihtiyaç duyan ikinci husus ise “karınca örneğindeki prensip” olarak bahsettiğimiz durumdur ki bu yazı boyunca bu prensipten kasıt “nedensellik ilkesi” (causality principle) olarak da bildiğimiz peş peşe cereyan eden olaylar arasındaki ilişkiyi anlamlandırmamızı sağlayan olgu olacaktır. Örneğin t1 anında A noktasındaki karıncaya etkiyen yer çekimi kuvveti olarak ifade edebileceğimiz birinci olay ile t2 anında karıncanın B noktasında bulunması olarak ifade edebileceğimiz ikinci olay nedensellik ilkesiyle birbirine bağlı bir olay çiftidir. Bu örnekte birinci olay ikinci olayın gerçekleşmesine neden olmuştur ve bu sebeple t1 anında A noktasında bulunan karınca için t2 anında bulunabileceği sonsuz sayıda nokta olmasına rağmen o, B noktasında bulunmayı tercih etmiştir.

“Olay” olarak ifade ettiğimiz kavram esasında zihinsel bir tanımdan ibaret. Teoremlere pratik bir yaklaşım getirmek üzere fizikçiler tarafından yaratılmış ve başka bir fizikçi tarafından başka bir şekilde tanımlanmasının mümkün olduğu bir kavramdan bahsediyoruz. Bu nedenledir ki “olay” kavramının varlığını bir tartışma konusu yapmak anlamsız olacaktır. Diğer yandan “nedensellik”, bir prensip olarak karşımıza çıkmakta ve birbirini takip eden olaylar arasındaki ilişkiyi anlamlandırmamıza yardımcı olan bir teorem gibi gözükmekte. Diğer bir ifadeyle, “olay” gibi varlığı bizim tanımlamamıza bağlı bir kavramdan değil de zaten var olduğunu düşündüğümüz bir kavramdan bahsetmekteyiz. Bu nedenledir ki “nedensellik” var olup olmaması açısından sorgulanabilecek bir kavramdır.

Fizikçiler nedensellik kavramını varlığı açısından sorgulamaya pek de eğilimli değiller. Onlar için nedensellik, Londra’daki bir saat kulesi gibidir ki tüm denizciler yanlarında bu saate göre ayarlanmış bir saat taşımak zorundadır. Bu nedenledir ki “şu olay nedenselliğe aykırıdır” veya “nedensellik gereği şu meydana gelmelidir” gibi ifadeleri fizikçilerin ağzından duymaya alışığız. Fiziksel anlamda nedensellik ilkesinden bahsederken ara sıra bu serzenişimde inceden inceye bulunmaya devam edeceğim. Diğer yandan filozoflar için ise nedenselliğin varlığı probleminin oldukça eğlenceli bir uğraşmış gibi görüldüğü anlaşılıyor. Bu bağlamda Ortaçağ İslam felsefe tarihi nedenselliğin varlığı üzerine oldukça sert bir tartışmayı barındırmakta. Bir B olayının meydana gelebilmesi için onun nedeni olan başka bir A olayının var olması gerektiğini savunan İbn-i Sina’nın argümanına (Avicenna’s necessitation thesis) karşı El-Gazali’nin A olayının, B olayının gerçekleşmesi için gerekli neden olduğunun savunulamayacağını ve her iki olayın da bir diğeri olmadan meydana gelebileceğini söyleyen argümanını (Al-Ghazālī’s “no necessary connection” argument) görmekteyiz. Her iki düşünce de yukarıda tek cümleyle ifade edilenden çok daha fazlasını barındırmaktadır ve ayrı bir konu olarak ele alınması gerektiğinden İbn-i Sina’yı ve El-Gazali’yi şimdilik başka bir yazıya bırakalım.

Başından beri tartışmakta olduğumuz “bir A olayını neden sonsuz sayıdaki ihtimallerden herhangi biri değil de belirli bir B olayının takip ettiği” sorusu nedensellik ilkesiyle doğrudan ilişkili gözüküyor. Bu açıdan araştırdığımız bu sorunun yanıtı aynı zamanda nedenselliğin varlığı problemine de ışık tutabilir. Bu amaçla başından beri en yakın dostumuz haline gelen karıncamız üzerinde birtakım analizler yapmaya devam edeceğiz. Karıncamızın t1 anında A noktasında ve t2 anında B noktasında bulunduğunu gözlemledik. Eğer bu iki olay nedensellik ilkesi doğrultusunda birbirlerine bağlı değillerse bu durumda sonsuz farklı ihtimalden birinin gerçekleşmiş olduğunu söyleyebiliriz. Sonsuz farklı olaydan birinin gerçekleşmiş olma ihtimalinin matematik dilinde “0” olarak yazıldığını ve “imkansız” olarak ifade edildiğini düşündüren birtakım matematiksel yaklaşımlara sahibiz. Başka bir ifade kullanacak olursak nedensellik ilkesini yok saydığımız bir evren aslında imkansız bir evren olacaktır. Kısacası şu ana kadar yaşanan her olay ve şu andan sonra yaşanacak her olay imkansızın gerçek olabileceğini söyleyen oldukça girift bir paradoks meydana getirecektir. Gazali de bu durumun farkında olsa gerektir ki O’na göre tüm olayları gördüğümüz sırayla ve şekilde birbiri ardına yaratanın Tanrı olduğunu söylemektedir. Gazali nedensellik ilkesini yok sayar, Karıncanın t2 anında yeryüzüne düşmesi ile t1 anında ona etkiyen yerçekimi kuvveti arasında nedensellik bağı olmadığını, her ikisini bir diğeri olmaksızın var olabileceğini savunur ve gözlemlediğimiz durumun Tanrı’nın bir eseri olduğunu yani nedensellik ilkesinin yokluğunun Tanrı’nın varlığının bir kanıtı olduğunu iddia eder. Diğer yandan eğer bu iki olay arasında nedensellik bağı olduğunu kabul edersek bu durumda neden olayların tek bir belirli şekilde gerçekleştiği sorumuza da bir yanıt bulmuş olabiliriz. Aynı şekilde yeterli veri sağlanması durumunda nedensellik ilkesi bize %100’e yakın doğrulukta bir gelecek tahmini yapılabileceğini söylemektedir. Günümüzdeki “Big Data” çalışmalarını pek çoğu bu teorem üzerine kurulu gibi gözüküyor. Veri analizi konusunda çalışan pek çok uzman yeterli verinin işlenmesi durumunda müşterilerin davranışlarından tutun da bir hafta sonra gerçekleşecek olaylara kadar pek çok konuda kesine yakın tahminler yapabilecekleri konusunda hemfikir. Tabi ki bu teoremin tutması nedensellik ilkesinin kusursuz işleyişine bağlı.

Bu ana kadar “nedensellik” hakkında bahsettiğimiz kimi noktalar muğlak kalıp daha detaylı açıklanmayı gerektirirken diğer bazı noktalar ise karşımıza cevaplanmayı bekleyen yeni sorular çıkarmakta. Örneğin filozoflar ile fizikçilerin bu kavrama yaklaşımlarının bariz farklılıklar taşıdığını hissedebiliyoruz ancak fizik ve nedensellik, felsefe ve nedensellik ayrı başlıklar altında daha detaylı tartışılması gereken konular ve tartışılacaklar da. Bu yazının amacı nedensellik olarak adlandırdığımız bu girift kavrama bir ön bakışta bulunmaktı. Pek fazla teknik detaya girmeden temel konsepti ilginizi çekmeyi amaçlayan ve sizi bu kavram hakkında düşündürmeye iteceğini düşündüğüm bir tarzda açıklamaya çalıştım. Anlayacağınız üzere henüz sorulacak ve cevaplanacak sorularımız bitmedi, aksine daha yeni başlıyor. Eğer evrenimizi şekillendirdiğine inandığımız bu girift konsept hakkında az da olsa sizi dürten düşüncelere yöneldiyseniz başarılı oldum demektir. Umarım önümüzdeki yazılarda nedensellik hakkında daha derinlere gidip daha zorlu sorulara yanıtlar arayacağız. Bu arada en başta sorduğum sorun da hala yanıtlanamadığını belirtmek isterim. Şimdilik evde ve sağlıklı ama hep bilimle kalın.

Kaynakça

1. Resnick, Robert. Introduction to Special Relativity. New York, NY: Wiley, 1968

2. Richardson, Kara, “Causation in Arabic and Islamic Thought”, The Stanford Encyclopedia of Philosophy (Winter 2015 Edition), Edward N. Zalta (ed.), URL = https://plato.stanford.edu/archives/win2015/entries/arabic-islamic-causation/.

3. Griffel, Frank, “al-Ghazali”, The Stanford Encyclopedia of Philosophy (Winter 2019 Edition), Edward N. Zalta (ed.), URL = https://plato.stanford.edu/archives/win2019/entries/al-ghazali/.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: